“Stalk” Biri Bizi Gözetliyor

"Stalk" Biri Bizi Gözetliyor


stalk
logo-humaine

“Görüntü, Etik, Kimlik” başlıklı konferans serisi aralık ayında “Stalk” konusunu işleyecek. Konferans, her ay bir medya anahtar sözcüğünü ele alarak bu kavram ışığında toplumsal zeminde gerçekleşen yansımaların/dönüşümlerin nasıl okunabileceği üzerine odaklanıyor. Bu kapsamda konferansın ikinci serisinde “Stalk” “Gözetleme/Dikizleme” kavramını ele alacağız.

Alfred Hitchcock “Arka Pencere” filminde kendi dairesinden diğer evleri dürbünüyle gözetleyen karaktere odaklanmıştı. Gözetleme filmin konusuydu. Oysa sinema deneyimi bu konuyu işlemese bile gözetleme olgusuyla açıklanabilirdi. Kuramcı Laura Mulvey, filmde izleyene eril özne konumu verirken paralel evrende panoptikon, büyük birader tartışmaları iktidar sahiplerinin bireyleri gözlediği üzerine yürüyordu. Ancak bütün “büyük birader bizi izliyor” tartışmaları bir noktada tıkanacaktı. Mobese kameraları gibi hayatı çevreleyen siyah ekran bizi gözetliyordu. Ama kimdi bu siyah ekranın arkasındakiler? Her anımızın kayıt altında olduğunu düşünsek de o kayıtlar belki de asla izlenmiyordu. Panoptikon sadece korku salıyordu. Giderek büyük biraderler küçük biraderlere dönüştü. Sadece azınlıkların çoğunluğu gözetlemesi tarihe karıştı.

Ne zaman ki sosyal medya hayatımıza girdi. Hepimiz gönüllü bir gözetleyen/gözetlenen döngüsü içine girdik. Artık sadece başkalarını gözetlemiyor, onların gözünden kendimizi de gözetliyorduk. Konfor alanımız içinde bedelsizce gözetliyor/dikizliyor konumundayken başka bir dikizlemenin öznesi olduğumuzu düşünüyor muyduk? Facebook’un “başkasının gözünden kendini gör” özelliği, sıklıkla post edilen “beni nasıl tanıyorsunuz” yorumları bu konuya çarpıcı bir örnek belki de. Richard Sennett’ın “Ten ve Taş kitabında bahsettiği “beden” varolmanın temelidir tezi, dokunarak, duyarak hissederek varolabildiğimiz düşüncesi aynı zamanda bedenimizle varolduğumuz bir iletişim biçiminin zor yanlarına da vurgu yapıyordu. Arka Pencere’nin gözetleyen/dikizleyen karakteri bu bedeli ödemek zorunda kalacaktı. Ancak bugün dikizlemenin daha konfor alanı içinde sadece dijital tehlikelere açık olarak sürdüğünü söyleyebilir miyiz?

Gözetleme/dikizleme hayatımızı nasıl değiştirdi ve dönüştürdü? Hepimiz birer “stalker” olarak başkaları hakkında kalıp fikir ve yargılara sahibiz. Bu kategorik yargılar aynı zamanda insanları “tek boyutlu” olmaya itiyor olabilir mi? Medya tüm gözetleyen ve gözetlenenleri stereotipleştiriyor mu? Gözetlediklerimizle kurduğumuz bağ gerçek mi? Bir başkası hakkında sahip olduğumuz fikirler onu anlayabilmemize fayda sağlıyor mu? Herkesin kendi kurgusal hayatını paylaştığı platforma bakarak kendi hayatından mutsuz olan bireyin tesellisi ne olabilir?

Bu bağlamda konferansta sunmak istediğiniz bildirilerin özetleri için son gönderim tarihi 5 Aralık 2016’dır.

Konferansta sunulan bildiriler tam metin olarak kitapta basılacak olup yapılacak her konferansa ait kitapçık bir sonraki konferansa kadar basılmış olacaktır.
Bildirilerini sunmak isteyen katılımcılar için özet gönderilecek son tarih: 5 Aralık 2016
Basılacak olan bildirilerin tam metin halinde gönderilmesi için son tarih: 13 Ocak 2017

Özet gönderimi humaineconf.beykent.edu.tr web sitesi ya da humaine@beykent.edu.tr e-posta hesabı üzerinden gerçekleşecektir.

*Konferansımız 1 günlük olduğundan sunumlar için yerimiz kısıtlıdır. Konferansa özet bildiri ile katılan ancak sunumunu gerçekleştiremeyen öğretim üyelerinin tam metinleri basım için Bilim Kurulu’nca değerlendirmeye alınacaktır. Özet gönderimi için 200-250 kelime yeterlidir. Özetinize, web sitesinde yer verilmek üzere kısa bir özgeçmiş eklemeyi unutmayınız.

*Konferansa katılım ücretsizdir.

Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi

Konferanstan Fotoğraflar


_c9a0005
_c9a0006
_c9a0007
qc9a0020
qc9a0024
qc9a0030
qc9a0050
qc9a0057
qc9a0064
qc9a0073
qc9a0087
qc9a0092
qc9a0098
qc9a0105
qc9a0111
qc9a0117
qc9a0130
qc9a0132